7 Haziran 2015 seçim sonuçları belli oldu.  Bir çok sonucu beraberinde getiren seçimin en güzel yanı olaysız ve sorunsuz tamamlanması oldu.

Şimdi seçimlerin sonucuna göre değerlendirme yapalım isterseniz. Tabi herkes analizleri detaylıca yapıyor. En önemlisi her partinin vekilleri, yöneticileri ve en önemlisi Genel Başkanları konuştu. İnanın bana hepsini hayretler içinde izledim.

Şimdi her birisini tek tek analiz edersek;  Ak parti  %41 dolayında oy alarak 1. Parti olmasına rağmen tek başına iktidar olma çoğunluğunu yakalayamadı. Bunun sonuçlarını birkaç başlık altında değerlendirmek gerekir. Bir  kere her seçimi kendi  seçimi ile değerlendirmek gerekir. Yani bu seçimi 2011 seçimleri ile değerlendirmek gerekir.

Ak parti %10 civarında oy kaybetmiş bunun net sebepleri üzerinde düşünmek gerekir.

1. Ak Parti 2011 yılından sonra özellikle kendi parti tabanından ve hatta Refah Partisi ve Milli görüş çizgisinden gelen insanların yavaş yavaş arka sıralara itilmesi ve bu insanların yerine daha gündem düşünceli, Gelenekten gelmeyen günün durumuna göre hareket eden kişilere yol verilmesidir. Bunun en baş örneği Abdullah Gül'dür.
Bu sonucu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ya da yerel seçimlerle değerlendirmeyin. Çünkü söylediğim gibi her seçimi kendi içerisinde değerlendirmek gerektiği için bu sonuç kaçınılmaz olmuştur.

2. Ak Parti bundan önceki 3 genel seçimde herkesi kucaklayan, her kesime hizmet götüren ve her kesim tarafından sempati duyulan bir parti olmuştu. Ancak 2011 balkon konuşmasından sonra sırasıyla Ergenekon, Balyoz, gezi, 17 ve 25 Aralık, Paralel yapı gibi mücadelelerde ciddi bir güç kaybedildi. Bu olayların adli ya da siyasi karşılığını konuşacak değilim. Ama her bir olay kendi içerisinde muhalefetliği getirdi ve Ak Parti’nin ciddi oy kaybı oluştu. Halkın kutuplaşması Ak Parti kadrolarını sıklaştırsa da, çatışmanın içinde olmayan ancak Ak Parti’ye oy veren ya da Cemaatin saflarında kalan isimlerin etkisi büyük olmuştur. 2011 seçimlerinden sonra o kadar kavga ortamı oluştu ki insanlar Ak Parti ve Cumhurbaşkanı’nın gösterdiği hedeflere karşı mücadele etmekten yoruldu ve hadi orada ak parti haklı burada da haklı ama bu kadar da değil diyen ve her ne olursa olsun o 4 bakanın yüce divana gönderilmeyerek vicdanlarda yara bırakılması sonucu ciddi bir kesim bu seçimlerde ya oy kullanmadı ya da Ak Parti’ye oy vermedi.

3. Son dönemlerde herkesi kucaklayan partiden Osmanlı ve Dini inançları ön planda tutan bir parti konumuna kayması sonucu, Muhalefet Partilerinin bütününün birleşerek hem Müslüman hem hırsız olunur mu gibi halk içerisinde çok fazla dile getirilmesi, Osmanlıcılığa soyunurken PKK ile nasıl masaya oturursun düşüncesi, dini bir parti olarak kendini dini kesimin lideri olarak tanıtmasına rağmen çok konuşulan Egemen Bağışın Bakara Makara sözünün arkasından hiçbir hareket yapılmaması, bir çok milletvekilinin dini değerlere saygısızlık yapması, Erdoğan’a yapılan bazı yakıştırmaların dini inançlara hakaret olduğu düşünceleri dini kesimin uzaklaşması, oy kullanmaması, Saadet büyük birlik partisine vermesi ve dini parti olduğu için Ak Parti’ye oy veren kürtlerin bile artık oy vermemesi.

4. Gerçekten Ak Parti kadrolarının şımarması, uzun iktidarlık döneminde elde edilen bir doyum oluşması, biz nasıl olsa iktidarız bize bir şey olmaz demesi, 2003 yılından itibaren yürütülen ve muhalefete hep geçmişiyle yapılan saldırıların yeni seçmenin oyunu alacak kadar inandırıcı olmaması bu sonucu Ak Parti için doğurmuştur.

 

Bütün bu sonuçlar göstermiştir ki; AK Parti’ye verilmeyen oylar, MHP, HDP ve Saadet Büyük Birlik arasında paylaşılmıştır. Ama bütün bu yaşananlara rağmen parti genel başkanı Ahmet Davutoğlu’nun balkondan zafer konuşması yapması inanılması güç bir anlayıştır.

CHP, 13 yıldır ülkede ana muhalefet partisi olmasına rağmen, iktidar partisinin bu kadar çok yıpranması ve en önemlisi liderinin Cumhurbaşkanı seçilmesine rağmen, yine iktidar partisinin % 10 oranında oy kaybetmesine rağmen oylarını artıramaması, milletvekili sayısında 3 kişi düşüş yaşaması, CHP’nin büyük bir yenilgi almasının sebebidir.  Kendisine %35 oy barajı koyarak daha yarışın başında tek başına hükümet olamayacağını seçmene söyleyen, ama bu hedefini tutturmayı bırakın geçen seçimin dahi altında kalan bir CHP’nin ve Liderinin seçimi bir zafer olarak tanıtması ülkenin siyasi hayatının geldiği yol açısından en belirleyici nedendir.

MHP bakıldığı zaman seçimde oylarını artırmıştır. Doğrudur ama iktidarın %10 oy kaybetmesine rağmen, Ak Parti’nin bu kadar yıpranmış ve yıpratılması için çalışılmasına rağmen sadece % 3 oy  artışı göstermesi MHP için bir zafer değil bir yıkımdır.  Ama bunu bir seçim zaferi gibi göstermek, hele hele HDP’nin sadece 2 vekil yukarısında milletvekili çıkarması bir zafer değil olsa olsa bir yıkımdır.

 

Ama Devlet Bahçeli’nin bu sonucu bir zafer olarak değerlendirmesi komiktir. İktidar partisinin başında yeni bir başkanın olması fırsatı bile değerlendirilememiştir. MHP % 25 oy alsaydı o zaman başarılı olduğunu söyleyebilirdim.

HDP barajı geçtiği için zafer içerisinde olması normaldir.  Ancak unutmamaları gereken bir konu şudur; Ak Parti başkanlık seçimini getirmesin diye diğer partilerden ya da HDP’ye belki de bir daha oy vermeyecek insanlardan oy almıştır. Mitinglerde konuştukları insancıl yaklaşım, birleştiricilik, uyumlu siyaset halinden en küçük taviz verilirse bu oy oranını rüyasında görür.

Ancak onlar bile çok büyük bir zafer kazanmış olarak kendilerini yansıtmaları yanlıştır.

Şimdi sorarım sizlere kim kaybetti kim kazandı ki herkes çıkıp seviniyor zafer naraları atıyor. Vatandaş herkese ders vermiştir. Bunu en iyi anlayan en iyi algılayan ve yorumlayan parti bu süreçten güçlü çıkacaktır.

Buradan bir koalisyon çıkacağı kesin. Ancak MHP dışarda kalarak olası erken seçimde oylarını artırma politikasını yürütecektir.

Görelim Mevlam Neyler Neylerse Güzel Eyler

SAYGILARIMLA…