Yaptığı takıları, Dubai’ye pazarlıyor Yaptığı takıları, Dubai’ye pazarlıyor
 Çocuklarda kardeş kıskançlığı konusunda İHA muhabirine açıklama yapan Psikolog Müge Oğuzberk, özellikle ilk çocukların, o ana kadar kendinde olan tüm ilginin yeni doğan kardeşine yönelmesiyle bir takım olumsuz duygular yaşayabileceğine dikkat çekerek, anne ve babaları bu konuda daha dikkatli ve duyarlı olmaya çağırdı. Çocuk için en değerli varlığın annesi ve babası olduğuna işaret eden Oğuzberk, “Çocuk, anne ve babasını bir başkasıyla paylaşmak istemez. Anne ve baba, yeni bir çocuk dünyaya getirme kararı aldıklarında, ilk çocuk için bu süreç gerçekten zordur. İlk çocuklar, ailenin ve aile büyüklerinin göz bebeğidir. Tüm İlgi ve şefkat onların üzerindedir. Yalnızca anne ve babasıyla yaşayan bir çocuk, kendisi varken neden 2. çocuğa ihtiyaç duyulduğunu anlamakta güçlük çeker. O ana kadar bütün ilgi, sevgi kendisindeyken bunu kardeşi ile paylaşmak zorunda kalmak, çocukta güvensizlik, ilgisizlik ve değersizlik hissine kapılmasına neden olabilir” dedi.

“KISKANAN ÇOCUK, KARDEŞİNE ZARAR VERMEYE ÇALIŞABİLİR”
İlk çocuğun, kardeşinin dünyaya gelmesiyle birlikte yaşadığı değişimleri anlatan Oğuzberk, annenin hamile kalmasıyla, ilk çocuğun hayatının da değişmeye başladığını ifade etti. Çocuğunu kucağına alarak seven bir annenin, hamile kaldığı andan itibaren ilk çocuğunu kucağına alamamaya başladığını kaydeden Oğuzberk, ilk çocuğun bu yeni durumla birlikte yaşayabileceği duyguları da şöyle anlattı: 
“Bebeğin doğmasıyla birlikte anne birkaç gün hastanede kaldığından, ilk çocuk annesinin sevgisinin azaldığını hissedebilir. Anne, hastaneden kucağında bir bebekle eve gelir. Gelen misafirler yeni doğan bebeğe özel hediyeler getirir, ‘senin pabucun dama atıldı’ gibi ifadeler kullanır. Anne ve baba, ilk çocuğu, bebeğe zarar verir düşüncesiyle sürekli uzak tutmaya çalışır, evde yeni düzenlemeler yapılır; bebek, anne ve babasıyla aynı odayı paylaşır. Bu durumlar büyük çocukta, kardeşine karşı kıskançlık duygusu oluşturmasına neden olabilir. Aslında çocuğun problemi kardeşiyle değil, anne ve babasının ilgisinin ve sevgisinin bölündüğünü hissetmesi ile ilgilidir.”
Bazı çocukların bu duygularını açıkça ‘kardeşim gitsin bu evden istemiyorum‘ diye ifade ederken, bazı çocukların ise gizlice kardeşine zarar vermeye çalışabileceğinin altını çizen Oğuzberk, bazılarının da içine kapanabileceğini ya da büyük çocuğun, ilgilenileceğini düşünüp tuvalet eğitimini aldığı halde altını ıslatmaya, yürümeye başladığı halde emeklemeye başlayarak gerileme yaşayabileceklerini vurguladı.

“ÇOCUĞUNUZU ÖNCEDEN HAZIRLAYIN”
Kardeş kıskançlığı konusunda anne-babalara önerilerde bulunan Psikolog Oğuzberk, kardeş kıskançlığını aza indirmenin en önemli yolunun, ilk çocuğun, kardeşinin olacağına önceden hazırlanması olduğunu dile getirdi. Annenin, hamile kaldıktan 3-4 ay sonra büyük çocuğa, kardeşi olacağını anlatması gerektiğine vurgu yapan Oğuzberk, “3-4 ay sonra söylenmesinin nedeni; hem hamileliğin en riskli dönemlerinin ilk 3 ay olması hem de 9 ayın çocuk için çok uzun bir dönem olmasındandır. Bebeğe eşya alınırken ya da isim koyarken ‘Aslı mı koyalım Dilek mi; siyahı mı alalım beyazı mı?’ gibi büyük çocuğa seçim hakkı tanınması, biberonu tutmasına izin vermek, ıslak mendil getirmesini istemek gibi bebekle ilgili sorumluluk verilmesi, büyük çocuğun kardeşini benimsemesini sağlayabilir. Ayrıca zaman zaman büyük çocuk ‘ben kardeşimi hiç sevmiyorum’ gibi ifadeler kullanabilir. Bu durumda aileler genellikle ‘insan hiç kardeşine öyle söyler mi?’ şeklinde tepki gösterebilir. Ancak çocuk, olumsuz duygularını ifade ederken bizim ona tepki göstermemiz çocukta, anlaşılmadığı hissini uyandırabilir ve çocuk tepkiden korktuğundan duygularını içine atabilir. İçine attıkça da kardeşine karşı olumsuz duyguları artabilir” diye konuştu.
Kardeşler arası sorun çıkmasına en çok etki eden nedenlerden birinin de aile üyelerinden birinin, kardeşlerin yaşadıkları sorunlara müdahale etmeleri olduğuna işaret eden Oğuzberk, aile üyelerinin, kardeşlere, mümkün olduğunca yaşadıkları sorunları kendi aralarında çözmeyi öğretmeleri gerektiğini söyledi. ‘Sen büyüksün, sen abisin, o küçük’ gibi ifadelerin kardeşler arasındaki sorunların daha da artmasına neden olabileceğini kaydeden Oğuzberk, “Çünkü aile fertleri kardeşler arasına girip, hakem rolüne bürünecek ve kardeşlerden birinin tarafını tutacaktır. Bunun sonucu olarak hatalı olarak görülen kardeş, kendini kötü hissedecek, kardeşine karşı olan kızgınlığı daha da artacaktır. Büyük çocuğun, bebeğin doğmasından etkilenmemesi için çocuğa gereğinden fazla taviz vermek de ileride önünü alamayacağınız sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca doğal olmaya çalışılmalıdır. Bebekle anne ilgilenmek zorunda olduğundan, babanın büyük çocukla biraz daha fazla ilgilenmesi çocuğun kendisini iyi hissetmesini sağlayabilir. Yapılan en büyük hatalardan biri de kardeşlerin birbirleriyle kıyaslanmasıdır. Kardeşlerden her biri ayrı bireylerdir ve kendine has özellikleri ve yetenekleri vardır. Kardeşlerin kıyaslanmaları, birbirleri arasında rekabet duygusu oluşmasına ve içten içe kızgınlık beslemelerine neden olabilir. Bu nedenle her çocuğun kendine özgü yetenekleri keşfedilmeli ve bu yeteneklerine yönelmelerine imkan tanınmalıdır” ifadelerini kullandı.
Oğuzberk, ailelerin bilinçli hareket etmelerinin kardeş kıskançlığını en aza indirmenin en etkili yolu olduğunu sözlerine ekledi.

İzmir Haber

Editör: TE Bilişim