BEÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meltem Tor yaptığı açıklamada, klima fan ayarlarının doğrudan kendimize yönlendirilmemesi gerektiğini ve özellikle yoğun kullanılan klima filtrelerinin 2-3 ayda bir temizlenmesi gerektiğini belirtti. Tor, “Lejyoner Hastalığı (klima hastalığı), 1976 yılında Philadelphia’da düzenlenen Amerikan Lejyon toplantısı sırasında katılımcılarda ortaya çıkan ağır zatürree salgınına yol açan bakteriye Legionella, yaptığı hastalığa da o tarihten sonra Lejyoner Hastalığı adı verilmiştir. Yapılan klinik çalışmalarda Legionella’nın zatürree yapan en sık 3-4 patojen arasında olduğu gösterilmiştir. Bu bakterinin doğal ortamı su havzaları, göller, nehirler olup bakteri nemli ortamlarda ve su birikintilerinde uzun süre canlı kalabilir. Bakterinin bu özelliği nedeni ile büyük oteller ya da buna benzer kuruluşların su sistemleri, musluk suyu, klima sistemleri, jakuzi veya havuzlar, çöp arıtma tesisleri, ve hatta aşırı yağış alan yerleşim yerleri gibi her türlü sulu ortam bakterinin çoğalması için uygun ortam oluşturur. Sıcak hava, durgun sular kolonizasyonu arttırır. Bu sayılan ortamlarda bakım ve dezenfeksiyon uygun bir şekilde yapılmazsa bakteri üreyebilir ve buralarda oluşan damlacıkların (aerosoller) solunum yolu ile alınması sonucunda akciğerlerde hastalık oluşur. Hastalık sıklıkla klimalar ile ilişkilendirildiğinden halk arasında klima hastalığı olarak da bilinir. Ama salgınlar hastane ortamında, bakımevlerinde, büyük gezi (cruise) gemilerinde bile bildirilmiştir. Kronik akciğer hastalıkları, şeker hastalığı, akolizm veya sigara gibi bağışıklığı baskılayıcı durumlar da lejyoner hastalığı için risk oluşturur. Hastalık daha çok yüksek ateş ve ishal, bulantı, kusma gibi mide bağırsak belirtileri ile ortaya çıkar. Kuluçka süresi 2-14 gün kadardır. Sonrasında hafif öksürük, balgam, kan tükürme, göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkar. Bazı olgular ağır bir zatürree ile kaybedilir.Hastalığın tedavisinde erken dönemde uygun antibiyotiklerin başlanması ve uygun sürelerde kullanımı son derece önemlidir. Tedaviye yanıt genellikle çabuk olmakla birlikte ağır seyreden ve yoğun bakım desteği gereken bazı olgular da olabilir” dedi.
KLİMA HASTALIKLARINDAN KORUNMA
Klimaların iç ünitelerinde bulunan filtrelerin sık sık temizlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Meltem Tor, şöyle dedi:
“Doğrudan klimanın esintisine maruz kalanlarda, zatürree ve diğer alt solunum yolu enfeksiyonları görülebilir. Bu bakımdan klimanın fan ayarlarının doğrudan kendimize yönlendirilmemesi gerekir. Bu hastalıklara neden olan bakteriler klimaların filtrelerinde bulunabilir. Bu bakımdan klimaların iç ünitelerinde bulunan filtrelerin sık sık temizlenmesi gereklidir. Özellikle yoğun kullanılan klimaların filtrelerinin 2-3 ayda bir temizlenmesi önerilmektedir. Daha az yoğun kullanılan klimaların (ev ve bazı kullanım alanlarında) ilkbahar ve sonbahar aylarında olmak üzere yılda 2 defa olmak üzere temizlemesi gerekir. Klima donanımına elektrostatik veya hepa filtreler eklenerek havadaki alerjenlerin temizliği sağlanabilir. Hastanede ortaya çıkabilecek salgınların önlenmesi adına rutin çevre kültürlerinin alınması, ve kullanılan sulardaki dezenfeksiyon düzeylerinin periyodik kontrolü son derece önemlidir. Alerjik nezle ve astımı olanlar ile hava yollarında aşırı hassasiyeti olanlar klimanın soğuk hava üflemesi ile daha da hassaslaşabilirler. Solunan havadaki ısı ve nem değişikliklerinden normal kişilere göre daha fazla etkilenen bu kişilerde burun tıkanıklığı, hırıltı, nefes darlığı olabilir. Bu bakımdan özellikle burun, sinüs ve kronik akciğer hastalarının çok uzun süre klimalı ortamda kalması önerilmez.”

İzmir haber

Editör: TE Bilişim